Herkes böyle düşünüyor. Peki ama gerçekten güvenli midir?
Doğal olan güvenlidir! Günümüzde pek çok insan bitkisel (herbal) tedavi ürünleri hakkında böyle düşünüyor. Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de bitkisel ürünleri kullananların sayısı her geçen gün artmakta. Bazen tedavi amaçlı, bazen de daha sağlıklı (!) olmak için…
Bu yazıda amacımız “bitkisel ürünleri kullanmayın!” ya da “bitkisel ürünler kötüdür!” mesajı vermek değil, bitkisel tedavi ürünleri hakkında çok iyi bilinmeyen bazı konuları düşünen beyinlerin takdirine sunmaktır.
Doğal olan “güvenli” midir?
Bu ürünler ne oranda kontrolden geçmektedir? Etiketlerin üzerinde “…ilgili bakanlığın izni ile ithal edilmektedir” yazısının olması yeterli midir? İçeriklerinde hangi bitki ne oranda var? Bakteriyel ve toksik kontaminasyon testlerinden geçmiş midir?
“Ama ben bunu Amerika’dan getirdim, zararlı olsa orada satılmaz…”
ABD’de ilaçlar ve gıda ürünleri FDA onayı olmadan Amerikan halkına satılamaz (Food & Drug Administration, yani nutrisyonel ve biyokimyasal ürünlerin denetlenmesi ve kullanım izinlerinden sorumlu olan kuruluş). Ama bitkisel ürünlerin pazarlanması için FDA onayına gerek yoktur. Sadece bitkisel ürün pazarlayan firmaların “filanca hastalığın tedavisinde kesin etkilidir, falanca derdin dermanıdır” gibi reklam yapmaları yasaklanmıştır. Yani “Amerika’dan gelmiş olmak” “güvenirlik artırıcı” bir faktör olmamalıdır.
Yazının geri kalanını okumak istemeyenler için hemen bir özet yapalım:
* Bu tür ürünler vücutta birikim yapan toksik maddelerle ve hastalık nedeni mikroplarla kontamine (bulaşık) olabilir.
* Kendi başlarına kullanıldıklarında güvenli olan bazı bitkisel ürünler, bazı yüksek tansiyon, şeker, depresyon ilaçlarıyla birlikte kullanıldığında çok tehlikeli sonuçlara neden olabilir.
* Etkinliği kanıtlanmış ilaç tedavileri yerine bitkisel ürünleri kullanmak, hem hasta için değerli olan zamanın kaybına hem de para kaybına neden olabilirler.
* “Faydalı” etkileri tamamen psikolojik olabilir. Tıpta buna plasebo etkisi denir.
* Diğer yandan “bilinçli ellerden çıkan ve doğru kullanılan” bitkisel ürünler, standart ilaç tedavileri kadar etkili ve daha ucuz olabilirler. Ancak bitkisel tıp konusunda, bilimsel metodlarla yetişmiş uzmanları bulabilmek oldukça zordur (sorulara maruz kalmamak için hemen ifade edeyim: ben (Dr.Z.C.) değilim ve kimler olduğunu da bilmiyorum).
Yazıyı ilginç bulanlar ve okumaya devam edenler için ayrıntılara geçelim:
Son yıllarda, bitkisel ürünlerin kalite, güvenirlik ve etkinliği hakkında makalelere tıp dergilerinde oldukça sık rastlamaya başladık. Bu makalelerde vurgulanan önemli konuları örnekleriyle aktaralım:
1. Hileli ürünler (kasıtlı):
Hong Kong’ ta üretilen ve hap şeklinde satılan 'chuifong tokuwan' adlı maddenin eklem ağrısı, sırt ağrısı, başağrısı ve boyun tutulması gibi durumlara iyi geldiği kullanan hastalarca doğrulanmış. Ancak bu hapların kimyasal analizinde, üretim aşamasında içlerine chlorothiazide (tansiyon düşürücü), diazepam (sakinleştirici), mefenamic acid, indomethacin (romatizma ilacı), ve dexamethasone (kortizon) eklendiği tespit edilmiş. Kişilerin bu “bitkisel” olduğunu sandıkları haplardan fayda görmelerinin nedeni, kasıt ve hile ile içlerine katılan birden fazla ilaca bağlıdır (Texas Sağlık Departmanı ve FDA, ABD, Ağustos 1988).
Hileli ürünlere bir örnek daha: Şeker hastalığı (diabet) tedavisi için satılan Çin kökenli 5 ayrı bitkisel hap incelendiğinde, içlerinde ancak sentetik olarak elde edilebilen ve doğal formda bulunmayan bir diabet ilacının olduğu (glyburide) tespit edilmiştir (California Sağlık Hizmetleri Departmanı, ABD, Şubat 2000).
2. Etikette yazandan farklı ve toksik madde içeren ürünler (kasıt olmaksızın):
İnternette herhangi bir arama motoruna “Chinese herb nephropathy” yazıp tarama yaparsanız karşınıza bir bitkisel ürünün “yanlış etiketlendirilmesi” nedeniyle hayatını veya böbreklerini kaybeden hastaların öyküsüne rastlarsınız:
1990’lı yıllarda İngiltere, Fransa, Japonya, İspanya, Tayvan ve özellikle Belçika’da, zayıflama ilacı olarak piyasaya sürülen Çin kökenli bir bitkisel ürün, hastalardan bir kısmında böbrek yetmezliği, ölüm ya da böbrek kanseri ile sonuçlanan ciddi yan etkilere neden olmuştur (bilinen vaka sayısı 120’den fazla). Nedeni araştırıldığında, bu ürün içinde normalde bulunması gereken “Stephania tetrandra” (Çince adıyla Fang-ji) yerine, bilgi eksikliğinden kaynaklanan bir hata ile “Aristolochia fangchi” konulmuş olduğu tespit edilmiş. Bu bitkide bulunan aristolochic asitin deney hayvanlarında böbrek hasarı ve böbrek kanserine neden olduğu bilinmektedir. Kanserle sonuçlanan hastalardan alınan böbrek dokusu örneklerinde de, aristolochic asitin böbrek hücre DNA sına kimyasal olarak bağlandığı gösterilmiştir. Avrupa ülkelerinde ve ABD ‘de aristolochic asit içeren bitkisel ürünlerin pazarlanması yasaklanmıştır.
3. Zehirli kimyasallar, doğal toksinler ve biyolojik hastalık yapıcı ajanlarla kontaminasyon:
Uzak doğu yapımı bazı ürünlerin içinde arsenik, kurşun ve cıva gibi ağır metaller olduğu tespit edilmiştir. Ortalama bir eğitim sahibi olan herkes etiketin üzerinde arsenik (arsenic), kurşun (lead) ve cıva (mercury) isimlerini gördüğünde o ürünün toksik maddeler içerdiğini anlayabilir. Diğer yandan cinnabar, realgar ya da litharge isimleri çoğumuz için pek birşey ifade etmez. Ancak gerçekte, 'cinnabar: cıva sülfit', 'realgar: arsenik sulfit' ve 'litharge: kurşun oksit' ten başka birşey değildir.
Birkaç örnek:
- İngiltere’de 39 yaşında bir şeker hastası halsizlik, iştahsızlık, karın ağrısı ve karaciğer enzim yüksekliği nedeniyle hastaneye yatırılıyor. Hastanın Hindistan kaynaklı “diabet ilacı” olarak etiketlenmiş bitkisel bir ürün kullandığı ve bu ürüne bağlı kurşun zehirlenmesi geliştiği tespit ediliyor…
- Arizona’da 15 yaşında bir çocuk halsizlik, başağrısı, kas ağrısı, öksürük, kabızlık, ellerde ve ayaklarda uyuşma, kilo kaybı, tad duyusu kaybı ve kollarda ve bacaklarda güçsüzlük şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın sivilce tedavisi için bitkisel bir ürün olan 'Crema de Beleza-Manning' kullandığı ve bu ürünün calomel (cıva klorür) içerdiği tespit ediliyor. Yani kısaca cıva zehirlenmesi…aha sonra bu ürünü kullanan 89 kişi üzerinde yapılan araştırmada, 69 ‘unun vücudunda yüksek düzeyde cıva birikimi olduğu ortaya konuyor.
4. Etikette yazandan fazla ya da az aktif madde içermek:
Etiketinde şu miktarda “ephedra (ma-huang) içermektedir” yazan 20 ürün incelenmiş ve bazılarında yazılandan 10 kat daha fazla olduğu tespit edilmiş. Ma-huang, efedrin yapısında bir alkoloid maddedir ve yüksek düzeyleri ciddi yan etkilere neden olur. Diğer yandan, bazı ürünlerin ise etikette yazdığı halde hiç ma-huang içermediği ortaya konmuş.
5. Bitkisel ürün-ilaç etkileşimleri:
Bazı bitkisel ürünlerin, ilaçları aktive eden ya da zararsız maddeler haline getirerek vücutta birikimini önleyen enzimleri etkilediği gösterilmiştir.
Buna en iyi örnek, çoğumuzun adını duymuş olduğu “St. John's wort” adlı bitki, yani “sarı kantoron” dur. Sarı kantoronun kalp, depresyon, epilepsi (sara), kanser ve diabet (şeker) hastalıklarında kullanılan ilaçların vücuttaki metabolizmalarını etkilediği gösterilmiştir. Sarı kantoron dışında, ilaç etkileşimlerine neden olan birçok bitkisel ürün olduğu bilinmektedir (Licorice , Ginseng, Ginkgo, Valerian,Evening primrose, Borage, Kyushin, Ginger, Feverfew, Cayenne, Dang gui…. Bir örnek:
- Kalp kapak ameliyatı olan bir hastaya taburcu olurken warfarin adlı ilaç başlanıyor (pıhtılaşmayı önleyici). Ama hasta 6 hafta sonra çok ağır bir durumda yoğun bakıma alınıyor. Akciğer zarları ve kalp zarı içine yoğun bir kanama olduğu gözleniyor. Araştırıldığında hastaya 2 hafta önce Çinli bir herbalist tarafından “danshen” (Salvia miltiorrhiza kökü) içeren bir ilaç verildiği öğreniliyor. Bu madde kesilince hastanın kanamaları kontrol altına alınabiliyor…
6. Bitkisel ürünlere bağlı toksik etkiler:
Bitkisel ürünlerin toksik etkileri olabilir. Toksisite modern ilaçlarda da önemli bir sorundur. Ama modern ilaçlar geliştirme aşamasında sıkı kontrollere tabi olur ve kullanıma geçilince de yan etkiler yönünden takip edilir. Çoğu ilacın neden olabileceği yan etkiler bilinir ve hastaya bu konuda hem üretici firma hem de hekimler tarafından bilgi sunulur. Ama bitkisel ürünler ne yazık ki tamamen kontrol dışında kalmaktadır.
SONUÇ OLARAK
Tecrübelerimiz göstermektedir ki, hastalarımıza doğrudan “bitkisel ürünleri gelişigüzel kullanmayın, zararlı etkileri çoktur” dediğimizde, onlarda genellikle “ilaç tedavisinden başka tedavi bilmediğimiz ve bitkisel ilaçlar konusunda bilgisiz olduğumuz” düşüncesi oluşmaktadır. Bu yazıda bitkisel tedavi konusunda bilinmesi gerekenleri sizlerle paylaştık. Takdir sizin…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder